Sırtımı yola, yüzümü caddeye dönmüş bir bankta oturup bekliyorum bir süredir. Geçmesini bekliyorum, neyin nasıl geçeceğini bilmeyerek üstelik... Bundan birkaç yıl önce buraya ilk ayak bastığımda kendimi ilk defa bir yere ait hissettim. Sonunda evimdeydim sanki... Çok şehir gezmiş, çok yerler görmüş, bazılarını hiç gitmeden sevmişim de kendime bir yer, kendime ait bir oda aramaktan yorulmuşum gibi en sonunda kendimi bu semtte bulduğumda sanki Kadıköy de bana kollarını açmış, bir müddet öylece sarılmışız gibiydi. İlk defa ayak bastığımda bile hiç yabancısı olmadığım bu semte uzun bir aradan sonra tekrar geldim ve kendimi şimdi niye bu kadar korkak, yabanıl, çaresiz ve halkanın dışında hissetmiştim.. Oturduğum bankta bir müddet bunu düşündüm. Her sokağını karış karış gezdiğim, bir kitapçıdan, bir kafeden, herhangi bir yerden çıkıp hiç bilmediğim bir sokakta başka bir yer keşfettiğim bu semtte olduğum yerde mıh gibi kalmıştım. Peki neden? Şimdi kalksam yerimden; ayaklarımın beni olmak istemediğim bir yere sürüklemesinden mi korktum bilemiyorum ya da hayal kırıklıklarımı hatırlamaktan mı? O kırıklıklar ki bir dost, bir aşk, yeni bir hayat... Hepsi işte hepsi içimde kalmış, yarım bırakılmışlıklar. Sanırım canımı en çok yakan da o yeni hayati tamamlayamamak...
İçinde olduğum her yer gibi Kadıköy de yar bana ama istedim olsaydi yâr bana...
4 Ocak 2017
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder